Her Yerde Kitap

Merhabaaa dostlar.

Bugün size klişe bir cümle ile başlıyorum: En yakın dostumuz kitaplar. Ne kadar kullanılan bir cümle değil mi? Küçükken (şanslıysak) anne-babamız bu cümleyi çok kullanırdı. Büyüdük öğretmenlerimiz kullanmaya ve okumamız için zorlamaya başladı. Ben de bir öğretmen olarak yapmıyor değilim. Selam size canım öğrencilerim🙋🏻‍♀️ Bilir misiniz bilmem okullarda 1 gün 1 saat kitap okuma saati bile var. Peki sizce çocuklarımız ya da okullu olan çocuklarımız bu konuya nasıl bakıyor.

Buradan sonrası benim gözlemlerim ve deneyimlerim can arkadaşlar. Eleştirileri göğsümde yumuşatıp sizlere geri paslıyorum😉

Kendi hayatımla başlarsam kitap okumayı çok seviyorum ama çocuklarla bazen tek sayfa bile okuyamayacak duruma düşüyorum. Gün içinde koşturmaca akşam çocukları yatırırken kalkıp bir bardak çay içersem şanslıyım. Hele 2. çocuk yataktan kalktığım an fark ediyor resmen. Aaa çocuk yanında mı yatıyor diye düşünenler : Ben de Derin de aynı bakışı atıyordum. Aman büyük lokma yiyin ama büyük konuşmayın. Neyse bu konu daha sonra.

Benim için kitap dünya demek. Tüm insanlık demek. Bazen psikoloji bazen macera demek. Gidemediğim yere varmak. Gittiğim yerde huzurla yaşamak demek. Anlayacağınız kitap benim için çoğalmak demek. Her okuduğumla daha da artıyorum. Daha da büyüyorum. Coşuyorum. Elimde olsa tüm gün kahve ve kitapla yaşayabilirim. Tabi ki bu sadece bir hayal olarak kalıyor. Gençliğin ve dinamikliğin en güzel zamanında çalışmak zorundayız. Gözlerimizin zor göreceği bir zamanda ise buyur oku diyenlere selam olsun.

Çocuk ve Kitap

Kendi çocuğum ne durumda peki? Derin kitapları seven bir çocuk. İlgisini çeken her kitabı alıyorum. Mutlaka beraber okuyoruz. Kitabı hiçbir zaman dümdüz okumuyorum. Aldığım kitabı ilk önce kendim okuyorum sonra ona dramatik bir şekilde sunuyorum. İşte kilit burada çözülüyor. Derin kitapları ona sunuş şeklimden ve bizim kitap okumamızdan dolayı seviyor. Arkadaş, eline kitap almadan çocuğuna “Kitaplar bizim dostumuzdur.” dersen “Anne/ baba senin dostun yok mu?” yanıtını alırsın. Gerçekçi olun. Zevk aldığınızı çocuğunuza hissettirin. Elinize öylesine kitap alıp yavan bir şekilde okursanız kusura bakmayın ama ben de kitabı sıkıcı bulurum. Kitap okurken heyecanlanın. Çığlık atılması gereken yerde çığlık atın. Gülmek kitapta kalmasın kahkahalara boğulun. İşte o zaman çocuğunuza sıkı bir dost verebilirsiniz.

Öğrencilerim, sizi o bir saate zorladığım için çok üzgünüm ama söylediğim bir şeyi burada tekrar edeceğim. Eğer anneniz veya babanız size bu alışkanlığı vermediyse bu zevki tatmadıysanız üzülmeyin. Geç değil emin olun. Ben kitapsever olmaya lisedeki edebiyat öğretmenim ile başladım. Geç diye bir şey yoktur. Başlangıç olmaması daha üzücüdür. Başlayın! Bu siteyi kurarken çok sevdiğim bir edebiyat öğretmeni arkadaşımın söylediği gibi “Emeklemeden koşulmaz arkadaşım.”

Haydi emekleyin gençler.